‘Mavi Miras’ın 4 bin yıllık izleri CerModern’de sürülecek

Türkiye’nin su altı zenginliğini gözler önüne seren fotoğraflardan oluşan Mavi Miras sergisi, ışık, ses efektleri ve video sunumlarıyla ziyaretçileri adeta mavi derinliklerin büyülü dünyasına götürecek.

Türkiye’nin su altı zenginliğini gözler önüne seren fotoğraflardan oluşan Mavi Miras sergisi, ışık, ses efektleri ve video sunumlarıyla ziyaretçileri adeta mavi derinliklerin büyülü dünyasına götürecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Dışişleri Bakanlığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Sualtı Kültür Mirası ve Denizcilik Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezinin (SUDEMER) desteğiyle düzenlenen sergi, 17 Kasım-19 Aralık’ta CerModern’de ziyaret edilebilecek.

Su altı arkeoloğu Doç. Dr. Harun Özdaş ve su altı fotoğrafçısı Çağatay Erciyes’in “Türkiye Batık Envanteri Projesi” çalışmaları sırasında çektikleri fotoğraflardan oluşan sergi, bronz çağından Osmanlı dönemine kadar yaklaşık 4 bin yıllık zaman yelpazesini kapsayan mavi mirası ziyaretçilerle buluşturacak.

CerModern küratörlüğünde hazırlanan sergide, 58 fotoğrafın yanı sıra ışık, ses efektleri, video sunumları ve Bodrum Müzesi’nden getirilen antik amforalarla ziyaretçiler mavi dünyanın derinliklerine yolculuğa çıkarılacak.

Özdaş ve Erciyes sergiyi, Türkiye’de birçok batığın bulunmasında rehberlik eden Türk süngercilere atfetti.

Kendi konseptinde bir ilk olacak sergide, Akdeniz’deki su altı batıklarında bulunmuş ilk sanat eserine ait fotoğraf da yer alıyor.

“Büyük çeşitlilik gösteren buluntu topluluğuyla karşı karşıyayız”

Doç. Dr. Harun Özdaş, sergiye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, su altındaki kültürel mirası görünür kılmayı amaçladıklarını söyledi.

Türkiye’nin karadaki kadar denizde de önemli bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu vurgulayan Özdaş, “Milattan önce 18. yüzyıldan 1915’e kadar geniş bir zaman diliminde, yani yaklaşık 4 bin yıllık sürede batmış yüzlerce gemi söz konusu. Serginin genel temasını da bu süreçte tespit edilen gemilerin fotoğrafları oluşturmakta.” dedi.

Özdaş, sergide yer alan eserleri, mevcut kültürel varlığı ortaya çıkarmak için yapılan dalışlar sırasında çekilen binlerce fotoğraf arasından seçtiklerini dile getirerek, “Tabaklar, kiremitler, amforalar, sütun başlıkları, sanat eserleri, heykeller gibi çok büyük bir çeşitlilik gösteren buluntu topluluğuyla karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Büyükelçi ve su altı fotoğrafçısı Çağatay Erciyes de sergiyle su altı kültürel zenginliklerin, “mavi mirasın” tanıtımını yapmayı ve farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirterek, serginin Türkiye’nin tanıtımında da faydalı olacağına inandıklarını aktardı.

Su altı arkeolojisinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında Türk süngercilerinin büyük payı bulunduğuna işaret eden Erciyes, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de 1960’lı yıllardan itibaren birçok su altı kazısı yapılıyor. Bu kazılarda da batıkları arkeologlara gösteren Türk süngercileri. Bugün Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen, batıklardan çıkarılan eserlerin çoğu aslında süngercilerin arkeologlara gösterdiği eserler. Harun Hoca ile bu sergiyi emeklerinin altını çizmek amacıyla Türk süngercilerine atfettik.”

Erciyes, tüm Ankaralıları sergiye davet etti.

“Hem bilimsel veri hem de şiirsel bir gösteri sunuyor”

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun ise Türkiye’nin su altı arkeolojisi bakımından dünyanın en zengin denizlerine sahip olduğunu, karada olduğu gibi denizde de birbirinden özel, çok kıymetli eserlere ev sahipliği yaptığını anlattı.

Coşkun, dünyada su altı arkeolojisi çalışmalarının Türk karasularında başladığına dikkati çekerek, “Biz üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak hem tüm denizlerimizde hem de bazı göllerimizde ciddiyetle çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Destekler veriyoruz, izinler veriyoruz, takiplerini yapıyoruz.” dedi.

Türkiye Batık Envanteri Projesi’nin, sadece Türkiye’de değil dünyada da en büyük batık envanterine dönüştüğünü kaydeden Coşkun, “Çok büyük özen gösterildi. Hem daha önce bilinen yerler hem hiç bilinmeyen yerler hem arşivdeki kayıtlar hepsi toplandı.” ifadesini kullandı.

Coşkun, kendileri için öncelikli alanın bilimsel çalışmalar olduğunun altını çizerek, “Bu fotoğraflar da esas itibarıyla bilimsel veri olmak üzere çekildi. Ama fotoğraflar aynı zamanda inanılmaz derecede şiirsel. Su altındaki renklerin farklılığıyla, tezatıyla, hiç görünmeyen eserleri ortaya çıkarmasıyla görsel şölene dönüyor. Hem bilimsel veri hem de şiirsel bir gösteri sunuyor. Ziyaretçiler için gerçekten eşsiz bir deneyim olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: aa.com.tr